OKEY OYNAYAN MÜFTÜ
2003 Ramazan Bayramı'nın ikinci günü akşamı, mekan Taraklı öğretmen evi, salon öğretmen ağırlıklı memurlarla dolu, kimi oyun oynuyor, kimi sohbet ediyor. Eskişehir'den bayram ziyaretine gelen misafirleri de yanında olan iki Taraklılı, okey oynamak isterler ama üç kişidirler. Biri ilçenin o zaman Halk eğitim Merkezi Müdürü Tacettin Özkaraman'a seslenir.
“- Müftü Efendi, dördüncümüz olun da biraz eğlenelim”
Tacettin Bey'in katılımıyla oyun başlar; arada bir oynayanlar, “haydi müftü efendi aç artık, okeye döneceğim” diye hitap ederken; Eskişehirli damat iyice pirelenmeye başlar; dayanamaz, sorar:
“- Siz gerçekten müftü müsünüz?”
Tacettin Bey, havayı bozmak istemez; ne de olsa yalaza başlamştır.
“- Evet müftüyüm!”
“- Ama oyun oynuyorsunuz?”
“- Evet, ne var bunda? Şunun şurasında memur arkadaşlarla eğleniyoruz...”
“- Ama kürsüde...”
“- Bakmayın siz bizim kürsüde söylediklerimize... Zaten buraya da halk gelmez. Millet nereden bilecek bizim burada oynadığımızı.”
Misafir zevkten dört köşedir, ayağa fırlar, Tacettin Bey'e canı gönülden sarılıp öper:
“- İşte gerçek din adamı! İşte gerçek müftü! Çağdaş ve laik müftü böyle olmalı işte, ben artık her yerde Taraklı Müftüsü'yle aynı masada okey oynadım diye göğsümü gere gere anlatırım” diye bağırır. Öğretmenevi'ndekiler benzer ortamlara çok alışkın oldukları için başlarını çevirmezler.
Misafir ekler:
“- Siz bizim Eskişehir'e gelin, ben sizi daha nerelere götürürüm müftü efendi!”
Öğrenilir ki, misafirin mesleği pavyon fedailiğidir.