Temmuzun ilk haftası taraklıdaydım. Eskiden bir gün bile ayrılması zor gelen memleketime artık senede birkaç günlüğüne gelebiliyorum. Malum Evimizde de kimse olmayınca, kapıları açılmayıp, bacası tütmeyince ev bakımsız kalıyor. Senede birkaç günlüğüne geldiğimiz için de fırsat bulup onartamıyoruz. Birkaç mirasçısı olduğu içinde, bakım yapsın diye herkes birbirinden bekliyor. Gerçi güzel günlerimizin yaşandığı evimize bakım yapmak, “ev kimin olursa o yapsın” düşüncesinden dolayı olmamalı, gidenlerin anısına saygı duymak için evimize sahip çıkılmalı ama kime anlatasın.
Bu serzenişi şundan dolayı yazdım. Aslında bu sadece benim sorunum değil, hepimizin sorunu. Hani memleketlimiz olup, “büyük şehirlere yerleşenler Taraklıya bir daha gelmiyor” diyoruz ya, işte sorunun ana kaynağı bu; hiçbir şeyi paylaşamamak, her şeyi sahiplenmektir. Büyükler âlemi faniden âlemi bakiye göç ettikten sonra bir miras kavgasıdır başlıyor. Elektrik süpürgesini bile ortadan ikiye bölüp paylaşmak isteyenler oluyor. Yani durum bu derece vahim!
Gidenler böyle olacağını bilselerdi, gözleri gibi baktıkları evlerini, bahçelerini belki de sağlıklarında paylaştırırlardı. Ev halkı bir iken iki oluyor, çocuklar büyüyor ikiyken dört oluyor. En iyisi mi sağlıklarında vereceksin eşit bir şekilde, sonradan nüfusta çoğaldığı için miras meselesi işin içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Misal 600m2 bir yeri, 3 mirasçı nasıl paylaşacak? 200 m2 kare düşer kişi başına, ardından onların çocukları toplamda altı tane olsa bu seferde kişi başına 100m2 düşüyor pay. Mirasçıda “100 m2 kare için mi sürdüreceğim ben, bu bahçeyi” deyip bırakıyor. Ondan sonrada atıl kalıyor bahçelerimiz. Gayrimenkul içinde aynı şey söz konusu, yok evin kapısını ayırmak, yok evin ortasından kontra plak çekmek ve işin en kötüsü, belki en hazini de evi satılığa çıkarmak değil mi? Ve Nostalji yapması bize düşüyor. “Eskiden bu bahçeler ne füsunkârdı, gülü vardı bülbülü vardı.” diye ağıt yakıyoruz. Melankolik oluyoruz.
Mirasa konu, ev veya arazi hangisi olursa olsun, gelin büyüklerimizin, sevdiklerimizin anısına onları yaşatalım. Onlar varken nasıl paylaşım içindeysek, onlar aramızda değilken de bizlere bıraktıklarına sahip çıkalım. Onlar bizleri bir arada görmek isterlerdi, bir arada olalım. Bizlere bıraktıkları en güzel miras onurlarıdır. Onurluca yaşayalım, onlarda böyle istemezler miydi zaten?